14 Ekim 2013 Pazartesi
Haruki Murakami - Zemberekkuşu'nun Güncesi
Bu yazımda sizlere Haruki Murakami'nin "Zemberekkuşu'nun güncesi" isimli kitabından bahsedeceğim.
Kitabın başkahramanı olan Toru Okada,alışılagelenin aksine sürekli ev işleriyle ilgilenen,usta bir ahçı gibi yemek hazırlayan kendi halinde bir adam olarak karşımıza çıkıyor.Karısı da çalışarak evi geçindiriyor.
Kendi halinde sıradan bir yaşam sürerlerken bir gün evin kedisi kayboluveriyor.Bunun üzerine esrarengiz olaylar dizisi birbirini takip ederken,okuyucuyu da bu serüvenin derinliklerine çekiyor.Hikayenin içerisinde bulunan kuyunun Toru Okada'yı kendi içine çektiği gibi okuyucu da okudukça kitabın satırları arasındaki çekim kuvvetine kapılıveriyor.
Murakami'nin betimlemeleri,benzetmeleri,insan psikolojisini analiz edişi ve bunu düşünce-davranış ekseninde aktarşı sanırım sizlerin de hoşuna gidecektir.
13 Ekim 2013 Pazar
Tavsiye ettiğim kitaplar - 1
Tavsiye ettiğim kitaplar - 1
- Platon - Bütün Diyalogları
- Cemil Meriç - Bu Ülke
- Emmanuel Levinas - Tanrı,Ölüm ve Zaman
- Noam Chomsky - Doğa ve Dil Üzerine
- İbn Tufeyl - Hayy Bin Yakzan
- Herodotos - Tarih
- Albert Camus - Yabancı
- Nietzsche - Deccal
- Aristoteles - Politika
- Aristoteles - 1. Analitikler
- Aristoteles - 2. Analitikler
- Aristoteles - Organon
- Elif Şafak - Pinhan
- Politzer - Felsefenin temel ilkeleri
- Marcus Aurelius - Düşünceler
- Nietzsche - Ecco Homo
- Vladimir Bartol - Fedailerin Kalesi Alamut
- Amin Malouf - Semerkand
- Spinoza - Etika
- Nietzsche - Böyle Buyurdu Zerdüşt
9 Ekim 2013 Çarşamba
Çobanlar üzerine..
Sayılmaz esasen çobanın adımları.Hem saysan ne fark eder!Ne maksatla saymalı?Attığı adımlara değil de doğanın içerisinde doğayla bir bütün olarak gidişini,duruşunu seyretmeli ve düşünmeli belki de..
"Bütün çobanlar üzgündür." önermesi benim zihnimde bir aksiyom olmuştur.Dilbilimsel bir yanı olduğunu sanmam bu çağrışım ve önkabulün.Hayvanlarla ilgili olduğu fikri de uzak bana.Üzgün olma durumunun öznesi olan çobanlar.Üzülen çobanlar.
Şöyle yemyeşil otlarla örtülmüş bir yamaçta oturacaksın,tepende geniş yaprakları olan bir ağaç türü de olacak,yaslanacaksın o ağaca,yanıbaşında bir kaya parçasının üzerine oturmuş sana üzgün üzgün bakan bir çoban olacak.Üzgün üzgün anlatmalı hikayesini.Bulunduğun yamacın diğer tarafında ne olduğunu bile sanki babasının cenaze merasimini anlatıyor gibi anlatmalı.Matem havası olmalı.Yas gibi olmalı..
Matem havası olmalı,ama sen bundan keyif almalısın.
Çoban olmalı,anlatmalı,üzgün olmalı,üzgün bir çoban..
7 Ekim 2013 Pazartesi
Toprak hukuku meselesi üzerine..
Binlerce sene kaç kavim yaşadı yeryüzünde,kaç coğrafyaya yayıldılar,su aynı suydu,toprak aynı toprak.Kaç dil konuşuldu bilinmez.Kutsadıkları,lanetledikleri,istedikleri,istemedikleri oldu hepsinin de.Tanıştılar metruk bir yerde önce.Her biri ötekiydi bir diğerinin nazarında.Bakış bu ya;ne zararı var diyemezdi tabii!Kesin bir zararı dokunacaktı birinin bir diğerine!
Dokundu da!Suyu biri sahiplendi.Öteki toprak benim dedi.Bahçeler kuruldu sınırlar çekildi.Girmesindi kimse kimsenin bahçesine,evine.İlk gelen "benim" diyerek aldı kendisine ait olmayanı.Zimmetine geçirdi su kaynağını,toprak parçasını,dağı,taşı,ovayı.Zarar göreceğim korkusu göreceği zarardan daha büyük infial ve katliamlara sebep oldu.Bahçeden belki bir elma düşecekti ötekinin nasibine,fakat bir elma düşeceğine kırk kelle boyunlarından ayrılarak yer çekimine yenik düşsündü.Bu daha evla idi.Hala öyle!
Bir toprak parçası kime aittir?
Bu aitliğin delili nedir?
Buna kim karar verir?
Düşün,bir daha düşün,iyice bir düşün..
Sorgulamaktır belki yaşamak..
Nasıl başladığını hatırlamıyorum,ama nasıl biteceğini çok iyi biliyorum.Hatırlamakla bilmek arasındaki kesif çizgi;geçmişin belirsizliği ile geleceğin kaçınılmaz sonucunu da acımasızca iki parçaya ayırıyor gibi insanın tepesinde dikiliyor.Bu düalist yapıya rağmen insan nefes almaya,yemeye,içmeye,ağlamaya,gülmeye,plan yapmaya,sevmeye,nefret etmeye,inanmaya,bencil olmaya,feda etmeye,veda etmeye devam ediyor.Tıpkı atalarının yaptığı gibi.
Türünden midir,huyundan suyundan mıdır bilinmez varlığını fark eder bir yerde.Ki o yer de meçhuldür.Terk edilen konumunda olma düşüncesine sarılır belki de içten içe.Bir de kendisi ile nesne arasına bir halat atar bağlamak için ötekileri.Bilgiyi keşfeder.İlginçtir.Dişleri vardır,kulakları,gölgesi bile vardır sağında,solunda,arkasında,önünde.
Uyur,rüya görür.Sonra ölür..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


